Monday, May 15, 2006

HUZUR VE MUTLULUK


Bir gün bilge bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatciya büyük
bir ödül verecegini duyurdu. Yarismaya cok sayida sanatci katildı. Günlerce calistilar birbirinden güzel resimler yaptilar. Sonunda resimlerini saraya teslim ettiler. Kral tablolari bir bir inceledi. Yalnizca iki tablodan cok hoslandı. Ama birinciyi secmesi icin karar vermesi gerekiyordu. Resimlerden birisinde, sükunetli bir göl vardi. Göl bir ayna gibi etrafinda yükselen daglarin huzurlu görüntüsünü yansitiyordu. Üst tarafta pamuk beyazi bulutlar gökyüzünü süslüyordu. Resme kim baktiysa, onun mükemmel bir huzur resmi olduğunu düsünüyordu. Diger resimde de daglar vardi. Ama engebeli ve ciplak daglar üst tarafta öfkeli gökyüzünden yagmur bosaliyor ve simsek cakiyordu. Dagin eteklerinde ise köpüklü bir selale cagildiyordu. Kisacasi resim hic de huzur dolu görünmüyordu. Fakat, kral resme bakinca selalenin ardinda kayaliklardaki bir catlaktan cikan mini minnacik bir calilik gördü. caliligin icerinde ise anne bir kusun ördügü bir kus yuvasi görünüyordu Sertce akan suyun orta yerinde anne kus yuvasini kuruyor... Harika bir huzur ve sükun. Peki ödülü kim kazandi dersiniz? Kral ikinci resmi secti. "Cünkü" dedi, "Huzur hicbir gürültünün,
sikintinin ya da zorlugun bulunmadigi yer demek degildir. Huzur; sıkıntılarin, dertlerin, sorunların icinde bile yüreginizin sükun bulabilmesidir. Huzurun gercek anlami budur." Mutlulugu yakalayabilen insanlar huzurlu olur. Mutlu olmayi bilmeyen insanlar hangi ortamlarda bulunurlarsa bulunsunlar bir türlü huzurlu olamazlar. Mutlu ve huzurlu olacagimiz günleri beklemeyelim. Huzuru ve mutlulugu yakalamak icin hizli adımlarla yürüyelim, hatta kosalim. Huzur da bizim elimizde, mutluluk da...


Bu yazıyı okuduğumda hissettiklerimi düşündüm ve belki sizi de etkiler diye koydum. Umarım beğenirsiniz. Huzur aslında elimizin altında mutluluk da bulup kullanmasını bilmek yeterli. Çok sevdiğm için mi bilinmez bir zamanlar tam bulmuştum derken düştüğüm karanlık nokta ve yine aydınlık. Anlayana anlatabildiğim kadarıyla……


No comments: