Friday, September 29, 2006

AŞKIMA


İnsan hayatı karmakarışık. Bir yanda kavgalar,bir yanda savaş,açlık,felaket derken bunların dışında ve çok uzakta ama aslında bir o kadar da yakında beliriven aniden yeşillenen aşk var insan hayatında. İnsanı alıp diyardan diyara gezdiren,imkansızlıkların önünü tutan,hayatı güzel yapan,insanın içinde ateş böcekleri uçurtan,kalp atışlarını hızlandıran yani kısacası yaşama yeniden ve daha güçlü bağlayan bir duygu AŞK.
Ve en garibi de birdenbire ve apansız çıkıverir karşınıza. Tutar yapışır kolunuza,esiri eder sizi,tıkanıp kalır mantık,kalp girer devreye hayat bulur tende. Ve siz bu karmaşa içinde ordan oraya savrulurken bir de bakmışsınız ki aşıksınız hem de sokak köpekleri gibi umarsızca. Ömrünüzün en uzun,ve belki en kısa ya da ayrımına bile varmaya fırsat bulamadığınız bir yolda başlarsınız koşmaya son hızda. Yol bitmek bilmez bazen kavuşamazsınız aşkınıza,mesafeler girmiştir araya,lanet eder durur yürek ama aşk var ya serde her şeye göğüs germeye değer bu bedende.
Umutlarımın tükenmesine beş kala,uçurumun tam kenarında,fırtınanın ortasında hayatıma giren adam demiştim ya moloz yığınları kalkar ama zaman alır,bitti enkaz temizliği yemyeşil topraklar üzerinde kocaman bir saray kurdurdun bana. Varlığın hep olsun hayatımda,ellerin,güzel ve anlamlı gözlerin bana yön versin ve beni benden alan gülüşün senden hiç eksik olmasın.
SENİ SEVİYORUM

Wednesday, September 06, 2006

DÖNÜŞ YOLU


İnsan kuş misali nerden nereye nasıl ve ne zaman harekette bulunacağını kestiremiyor bazen,sabah İzmir’den çık yola in İstanbula’a sonra Trabzon,şu saat itibariyle de solumaktayım Artvin Borçka havasını. Tahminen 1 saat içinde evimde olacağım ama içimde bir burukluk var. Ben sanırım çok çabuk alışıyorum olduğum yerlere aşık oluveriyorum birden havasına ,suyuna,toprağına,insanına yani o bölgenin fiziki ve beşeri coğrafyasına. Evet sonunda tilki kürkçü dükkanına geri dönüyor. Yeni bir dönem ve belki de yeni bir hayatın başlangıcına doğru. Kim bilebilir ki insanoğlu her şeye ve her yeniliğe gebe.yazımı yolda tamamlayamayınca böyle oluyor şimdi ben ne yazıp da doldurayım bu sayfayı diye düşünüp duruyor. Boşverrrrrrr hiç bişey yazma zaten içimden gelmiyor hiç.Saat 00:00 içim buruk ya ben niye böyleyim. Kendime gelmem sıyrılmam lazım üzerimdeki bu yükten. Ve lütfen zat-ı muhterem şahıs benimle irtibata geç ben senin kamburunu daha fazla taşıyamayacağım. Anlarsın ne demek istediğimi Eylül oldu farkında mısın? Önemli olan söz vermek değil verdiğin sözde durabilmektir.