Tuesday, May 29, 2007

FENERBAHÇE TUTKUNUNA HİTAFEN


Eğer bir erkek kaldırayamacaksa,kendine güvenmiyorsa bir kadının kendine aşık olmasına izin vermemeli. Çünkü bir erkeğin düşünemediği şey kadının ne kadar çıkarsız ve büyük bir sevgiye sahip olacağıdır. Her şeyi kendi pencerelerinden görmeye alışkın olan erkekler bi türlü kendilerini karşısındakinin yerine koyamazlar yani eğer empati yapabilmeyi öğrenmiş olabilselerde bu kadar hayalkırıklığı olur muydu acaba yaşanan aşklarda. Senin de dediğin gibi kadın aşkla sevişir,erkek ihtiyacı için. Bir kadın asla sevmediği ya da bişeyler istemediği bir adamın yatağına girmez eğer bunu kendine meslek edinmeseydi. Ve genelde biz kadınlar o kadar çok incitilmeketn kaynaklanan şüphe ve korku içindeyiz hep. Karşımızdakinin bunu anladığını düşünür ona teslim oluruz sonra bir bakarız o da gidivermiş. Elde kalan ne !yine hüzün,kırık bir kalp ve tamir edilmesi kolay olmayan ağır,kanayan yaralar. Siz kendi kendinizi yer dudursunuz ne oldu,sorun neydi,niye,benim neyim eksik gibi bazen çözümü sizde olmayan sorular yığını ile boğuşur durursunuz. İşte siz bu cevapları ararken bir noktayı gözden kaçırırsınız ki sizi bırakıp gidenin amacı da budur zaten. Sizin beyninizi meşgul etmek ve onun sebebini anlamanızı geciktirmek. Eminimki erkek milleti kadınlardan daha korkak ilişki konusunda. Başarısız olmak,bir başkasının sorumluluğunu yüklenmek,onun hayatında önemli olmayı kaldıramıyorlar. Sanıyorlar ki kadın onu sevdiğinde onu dünyanın merkezi yaparlar. Bu sadece bağlanmayla ilgli bir durum,merkezi sapmazlar saygı duyulacak biryere koyarlar o erkeği hayatlarında. Biz kadınların doğal yapısı gereğiyle sahiplenilmeye ihtiyacımız var yani arkamızdaki erkeğin nefesini ve gücünü hissetmek isteriz yaşamsal sürecimiz boyunca. Bir de bunu anlatabilsek sanki her şey daha iyi olacak ama nerde bizi anlayacak zihniyet.
Ben bunları terkedilmiş bir kadın olarak yazıyorum,tutamadım,tutunamadım,kalbimi açtım,aşkımı verdim çıkarsızca,beklentilerimi minimum düzeyde tutup kaderime razı oldum. Sevdim hem de çok,Kadını oldum kendimce,yatağımı paylaştım,hayallerimi,özümü,acılarımı,gözyaşımı,sevinçlerimi,içimdeki çocuğun heyacanını paylaştım seninle. Peki sen ne yaptın! Bir elveda demeden umarsızca çektin gittin. Ne anladım ne de anlam verebildim bu gelip gitmeye. Kendimce sebepler buldum,işin içinden çıkamadım bir türlü. Tek bir mesaj geldi senden “eğer biraz saygın varsa lütfen bir daha beni arama” bizim ilişkimizin özeti belki de bu mesaj. Benim ayrıntıda gizli mesajı alamamış olmam sanırım. Neyse herneyse,suç kimdeyse her kimdeyse çözemiyorum,çözünemiyorum….


SAYGILARIMLA

No comments: