Sunday, August 06, 2006

ERKEKLER AHHH ERKEKLER


Erkekler ne ister? Aslında bu soru hep kadınlar ne ister diye sorulup duruyor sürekli. Erkekler bir türlü kadınların ne kadar anlaşılmaz olduğundan şikayet edip dururlar,ve onları anlamanın ne kadar imkansız olduğunu savunurlar. Bu gerçek değildir aslında çünkü kadınlar anlamasını bilene göre çok kolay çözülebilecek bir problem gibidirler. Her zaman kararlı ve ne istediğini bilen, erkeklere göre daha güçlü (ki bunu hiçbir erkeğe kabul ettiremezsiniz) ve bir o kadar da istikrarlı varlıklarız biz. Bunu anlayabilmek için aşk adamı olmak gerekmez ya da işinizin aşk olması da. Sadece biraz insan olup karşınızdaki kadının ne söylediğini dinlemeniz yeterli.
Peki ya erkekler oların ne kadar kararsız ve anlaşılmaz olduğunu unutmayalım. Hiçbir zaman elindekiyle yetinemezler gözleri hep dışarıdadır.(evli bile olsalar) Ama buna rağmen karşısındaki kadından sürekli bir sadakat beklerler hangi yüzle bu da bilinmez tabii. Ha bir de erkelerin söylenilen her cümleyi yanlış anlama ya da kendi kafalarındaki paranoyaların yardımıyla yeniden yorumlama kabiliyetleri vardır onu ben pek çözemedim,beni geçelim ki zaten ne kadar tecrübem var da sorduğum kimsenin de anlamamış olması biraz tuhaf. Yani bir gün telefonda bir erkeğe “senden nefret ediyorum. Bana sahip çıkamadın” dediğinizde sizin anlatmak istediğiniz aslında bu ilişkinin bittiğine ne kadar pişman olduğunuzu ve karşınızdaki insanın size göre sizin kadar çaba harcamadığı için ona duyduğunuz kızgınlıktır. Ama bir erkek (ya da bazı takıntılı erkekler)bundan benim hayatımda başka biri var gibi bir anlam çıkarırlar. İşte erkeklerin kadınları anlayamadığının en büyük göstergelerinden birisidir bu. Unutmamalı ki bir kadın ve bir erkek ilişki bittiğinde farklı duygularla hareket ederler. Erkekler teselliyi başkalarında ararken kadınlar bunu yapmazlar;çünkü biz erkeklerden daha bağlıyızdır eski ilişkilerimizde yaşadığız duygulara. Bu bir yıl da sürer daha da uzun. Ayrıca yıpranmış duygularıyla hiçbir kadın başka bir erkeğe tam anlamıyla bir mutluluk veremez,biraz toparlanma,kafasını dinleme ihtiyacı hisseder aynı bir hastanın nekahat durumudur bu dönem ve öyle de çabuk iyileşmez o açılan yaralar.

Erkeklerle ilgili anlaşılmaz olan bir başka konu ise kıskançlıktır. Her ne kadar kıskanç olmadıklarını söyleseler de aslında gerim gerim gerilirler kıskançlıktan. Bunun nedenini onlara sorsanız karşısındakine güvenememeleridir ki olayın içyüzü kendilerine olan özgüvensizlikleridir aslında. Bu erkekler son derece modernmiş gibi görünürler ki bilmezler modernlik giyimle kuşamla,dinlediğin müzikle,altındaki arabayla ya da arkadaş çevresiyle olabilecek bir durum değil. Bu kişiler doğu kültürüyle yetişip batılı olma özentisi içinde yaşamlarını idame ettiren her iki sentez arasında sıkışıp kalmış arada kişiliklerdir. Her zaman kendilerinde olmayan ve bunu bir türlü elde etmeyi başaramamış meziyetleri kendilerinde varmış gibi anlatırlar.(üniversite mezunuymuş gibi davranmak bir örnek teşkil edebilir anlayana) Ve bu tipler toplumda kolay kolay hiçbir şeyi beğenmezler sanki kendileri her şeyin en iyisine sahiplermiş gibi. Ama unutmayın ki elinizdekiyle yetinmeyi bilmelisiniz yoksa dimyata pirince giderken elinizdekinde olursunuz ki oldunuz. Herkes üstüne düşeni bulup çıkarır.
SAYGILARIMLA

No comments: