Wednesday, June 27, 2007

NEFRETİMLE EŞDEĞER


İnsan hayatı karmakarışık. Bir yanda kavgalar,bir yanda savaş,açlık,felaket,ihanet derken bunların dışında ve çok uzakta ama aslında bir o kadar da yakında beliriven aniden yeşillenen aşk var insan hayatında. İnsanı alıp diyardan diyara gezdiren,imkansızlıkların önünü tutan,hayatı güzel yapan,insanın içinde ateş böcekleri uçurtan,kalp atışlarını hızlandıran yani kısacası yaşama yeniden ve daha güçlü bağlayan bir duygu AŞK. Tutar yapışır kolunuza,esiri eder sizi,tıkanıp kalır mantık,kalp girer devreye hayat bulur tende. Ve siz bu karmaşa içinde ordan oraya savrulurken bir de bakmışsınız ki aşıksınız hem de sokak köpekleri gibi umarsızca. Ömrünüzün en uzun,ve belki en kısa ya da ayrımına bile varmaya fırsat bulamadığınız bir yolda başlarsınız koşmaya son hızda. Saatte yüz yirmi sekiz bin kilometre hız yapsanızda siz yol bitmek bilmez bazen kavuşamazsınız aşkınıza,mesafeler girmiştir araya,lanet eder durur yürek ama aşk var ya serde her şeye göğüs germeye değer bu bedende.
Aynı senin bana yaşattığın, elimden tutup kavradığın ,bana sıkıca sarılıp bana her şeyinle teslim olduğun gün öğrendiğim,içine tamamen düşüp neden seni daha önce tanımadığıma lanetler yağdırdığım,hayatımda seninle anlam bulan ve var olan bir duygu aşk benim için.
Ve en garibi de birdenbire ve apansız çıkıverdin karşıma. Umutlarımın tükenmesine beş kala,uçurumun tam kenarında,fırtınanın ortasında,aşk özlemiyle yanıp tutuştuğu,hülyalara daldığım bir anda, hayatıma giren kadın demiştim ya moloz yığınları kalkar ama zaman alır,bitti enkaz temizliği yemyeşil topraklar üzerinde kocaman bir saray kurdurdun bana. Keşke varlığın hep baki kalabilseydi hayatımda,ellerin,güzel ve anlamlı gözlerin bana yön verseydi,varlığını hissedebilseydim ta ki sonuna dek hayat denen bu karmaşanın içinde. Çok denedim,kendimle ve duygularımla savaştım,hatta çevremle,aynalarda kendimden tiksindim,inadına seviyorum diye haykırdım,intikam ateşi kapladı bütün yüreğimi,benliğimi ve ruhumu,aldattım,senin bana yaşattığını yaşatmak için,her yapışımda kendim yandım senden çok,denedim silip atmayı her şeyi kalbimden ve beynimden olmadı; olamadı. Kaldıramadı bu harab ve bitap kalp bu kadar sancıyı ve sarsıntıyı,ağır geldi ihanetin acısı aşkın gücünden. Sevişirken,elini tutarken,ya da seninle konuşurken içim yandı tam 1,5 yıldır ve belki de hayatımın en acı ama en iyi olabilecek,benim beynimdeki kurtların işini en aza indirgeyecek kararı verdim. Seni ve aslında bizi bitirdim resmiyette. Belki de kendi ipimi çektim ama her gün ölüp ölüp dirilmektense bir kere ve tam; adam gibi bütün gururumla ve haysiyetimle ölmeyi seçtim ben gülüm. Seni göremediğim gün belki sonum olur derdim ama senin ihanetin bizim sonumuz oldu. Kahpelikler içinde ve ruhlarımızın orospulaştığı bu yaşamda, senin saflığın kalmalıydı be gülüm hep kalmalıydı bu …..lının kalbinde,bilirsin nasıl sevdi bu can seni,taptı,taç yaptı bu gönlüne. Değer miydi be gülüm anlık zevkler için bir ömürlük mutluluğun köprüsünü yıkmaya değer miydi….
Neyse; uzun lafın kısası hal böyleyken ve bunları yaşarken ben karanlığımda, bugüne kadar bana kattığın ve verdiğin her türlü yardım ve destek için sana hayatım boyunca müteşikkir olacağım. Unutma senin arkanda adamın hep olacak sen orada olduğunu görmesende hissedeceksin bebeğim,bende hep kalacaksın,hayatımın bir yerlerinde olacaksın hep,akşamları baktığım gökyüzünden sana yıldızlar göndereceğim her ne kadar sen fark etmesende. Yokluğun bana çok zor gelecek,içim çok yanacak,kalbimde açılan delikten geçen rüzgarlar sürtünecek ve ben iç yangınları içinde hatırlayacağım seni,belki yüreğim bir kez ya da bin kez daha yanacak seni her düşündüğümde,ve sana saklayacağım kalbimden aşkınla erittiğin yağları,ta ki can bulana kadar tekrar senin bedeninde. Mutlu kal,dik ve sağlam dur hayata karşı,korkma,ve hep benim arkandaki varlığımı anımsa. Unutma günün en karanlık zamanı şafaktan önce yaşanır bebeğim.
Beni benden alan gülüşün senden hiç eksik olmasın. Hoş kal hoşça kal imkansızım….

SENİ SEVİYORUM……….

Sunday, June 24, 2007

SANA SAYGI DUYUYORUM AMA....

Ya insan herşeyi kaldırıyor da bazen salak yerine konulmayı kaldıramıyor. Herkes kendini pek bi zeki sanmaya başlamış memleketimde. Eee kolay değil tabi azıcık bişey sahibi oluverince 3500 mt.tavan yapıyor insanların popocukları. Erkeklerin en nefret ettiğim özelliği gerçeklerle yüzleşme korkuları. Karşısına çıkan kadın ondan zeki ise ve kendinin baş edemeyeceğini anladıysa hemen kaçmaları. Yurdum insanı aç,doymuyor ki. Düşünme organlarıyla üreme organlarının yerlerini karıştırmışlar resmen. Anı yaşamaktan kasıtları tamamen aptallık,yani ben seninle işimi göreyim sonra hoşça kal. Neymiş efendim saygı duyuyormuş. Ben buna saygı değil çok farklı bişey derim. Tabii bunu anlamak için ELİF olmak lazım dimi,özlem ya da bir başkası anlayamaz. Elif kadar salak olacak insan…. Başında binlercesiyle dolanacak ama elif olacak. Birden yurtdışı seyahati çıkacak mesala,kırmızı ışıkta geçecek,dalaşacak,sonra senin çektiğin resmi silecek falan filan… benim kimseye boynum eğik kalmaz kalmadı kalmayacak da. Canınız cehenneme beyler siz aklınızın çalıştığı tek şeye devam edin,Allah kolaylık versin. Hakkımız falan da varsa bin kere haram olsun bu dünyanın bir de öbür tarafı var. Anlayana tabi……
Not: bir örnek resim koyardım ama yok ki,belki de isim versem herkes daha çabuk ulaşır.

SAYGILARIMLA

Wednesday, June 20, 2007

GAMZEDEYİM;DEVA BULMAM


Ne kadar zor bir durumda olduğunuzu fark ettiğinizde belki de dönüşü olmayan bir seçim yapmışsınızdır. Hayatınızda sevinseniz mi,üzülseniz mi belli olmayan durumlar vardır ya bazen; işte bu benim şu anda hissettiklerimle eşdeğer. Bir süredir yaşadığım yerden ve tanıdıklarımdan ayrılacak olmanın üzüntüsü ve kendi isteğimle çıkan tayinim. Şimdi ben ne edeyim bu evde geçirdiğim son iki gece sanırım…O kadar çok bilir ki şu evin duvarları,yalnızlığımı,üzüntümü,sevincimi,aşkımı,gözyaşımı,kavgalarımı,korkularımı yakından görüp tanık olan açık renkli, saten boyalı duvarlar. Ne zaman nerde,kimle ve nasıl olurum bilmiyorum ama burada yaşadıklarım hep bende kalacaklar. Üzüntü,acı ve kötü anılarımı çıkarken salacağım Çoruh nehrine ki aynı hızda akıp gitsinler, ve arkama dönüp belki de gözyaşları içinde son kez bakacağım yukarı doğru uzanan bu şehre. Bir daha yolum düşer mi bilinmez ama burada çok sevdiğim sıkı dostlarımın olduğunu bilmek belki de çeker beni buralara bir turist gibi.

Özlem canım arkadaşım hakkını nasıl öderim bilemem,bana yaptıklarını asla unutmayacağım. Günlerdir bana kızgınsın gidiyorum diye çok sevindiğim için,ama anlayacak tek kişisin benim kaçma sebebimi. Ve hani ağlamayacağım demiştim yaaa şu anda yanaklarımdan süzülen damlalar beni yalancı çıkardı. Ve tabi Huriye,Elif,Aylin siz de hakkınızı helal edin çok eziyetimi çektiniz. Ve bayram sevgili özlemin eşi seninde bana yaptıklarını asla unutmam sadece ben değil bizim gezgin kuşlar da unutmazlar ve sevgili Emrecim umarım annenin yüzünü kara çıkarırsın ve çok başarılı olursun,her zaman senin özlem ablan var biyerlerde nerede olduğunu sorarsan arada bir gökyüzüne bak ben sana parlayan bir yıldızla el sallıyor olacağım. Hepinizi çok seviyorum her şey için çok ama çok sağolun. Ya ne zormuş ayrılmak özlem çekmek. Belki de annemler benim adımı koyarken küçük kızlarının bu kadar özlemle dolu dolu yaşayacağını bilmiyorlardı. Çok değik arkadaşlar 1314 k batıya taşınıyorum sizi özleyeceğim,kendinize cici bakın…..


SAYGILAIMLA…..

ANEKTOTLARRRR.....



Mutsuzum ve mutsuzluğumun daimi olacağı konusunda ciddi şüphelerim var. Kafese kısılmış bir kaplan gibiyim ; ya hayatımı kurtarmak için saldıracağım ya da kaderime razı olup bir ömür boyu içimi kemirecek esaretime razı olacağım. Beynimde bu düşünceler volta atıyor ve bunun en büyük nedeni kadın olmak hem de bu ülke toprakları içinde…
Evet kadın olmak hem de yalnız ve çalışan bir kadın olmak nedir bilir misiniz siz,hele de memleketinizden 1600 km uzaktaysanız ve bu yerin hiçbir şeyi sizin kültürünüze uymuyorsa bir de. Herkes üzerinize gelir,kimse sizi anlamaz. Eğer bekarsanız herkes özel hayatınızı merak eder,sevgiliniz var mı,varsa konu komşuya malzeme,yoksa acaba ne kusuru var acaba diye komşularınız sizin yerinize tasalanırlar. Bir de insanların sizi elde etme çabaları var ki sormayın,elde edemeyince de çamur olayına hemen giriliverir. Düşünmezler hiç sizin de bir hayatınız bir aileniz olduğunu. Eğer evliyseniz ohhh kurtulduk diyorsanız yine yanılıyorsunuz. Bu seferde nasıl bir evliliğiniz var,nesiniz,necisiniz kurcalar duru bizim toplum ta ki bir şeyler bulana kadar bulamasa da uydurur zaten. Bunlar genelde sizin etrafınızda a sizden bir o kadar da uzakta olan olaylar. Bir de bizzat sizin içinde olduğunuz hayatınızı etkileyen sorunlarınız vardır. Mesala hiçbir erkek kendinden üstün bir kadını kabullenemez,kendi yanlışlarını doğr kabul eder,sizi genelde hiçe sayar. Evde temizlik,bulaşık,çamaşır,yemek hep size bakar,çocuktan da iz sorumlusunuzdur babanızın evinden getirdiniz ya. Kimse sizin yorulabileceğinizi sizin bütün bu görevleri yerine getiren bir kdında öte bir insan olduğunuzu anlamak istemez.



Evlilik kutsal bir kurum olarak görülür bizde,sanki o nişanlılık ya da flört zamanda yapılan kötü davranışlar bir ana bitiverecek gibi gelir insanlara. Bunu ne değiştirecek; bir imza mı defter de kalan ,yoksa parmağınıza taktığınız halka mı! Yani sizin kumarbaz,içkiye düşkün,sorumsuz,küfürbaz,saygısız,size değer vermeyen,sizi üzmekten zulf duymayan,ve bencil ve nankör sevgiliniz mi değişecek evlenince… bu bir hayal elbette,kimsenin kötü huyları kendi istemedikçe bıçakla kesilir gibi bitmez,insan yedisine neyse yetmişinde de odur. Eğer siz ağacı yaşken eğemezseniz o ağaç büyüyünce zaten eğilmez,tabi bide o ağacın sulandığı toprak da önemli. İnsanın babası kumarbazsa,bar pavyon dolanıp,içkinin dibine vuruyorsa ve böyle gördüyse o çocuk yapacak bir şey yok tabi. Olan sürekli size olur, harab ve bitap düşersiniz mücadele etmekten,sinirleriniz yıpranır,uyku kalmaz,sağlık kalmaz,siz yer bitirirsiniz canınızı karşıdakinin ruhu bile duymaz. Umursamadan ve farkında bile olmadan kaldığı yerden devam eder yanlışlarla dolu hayatına. Ve en sonunda sizin aklınız başınıza gelir savaşmaktan yorulup bir şeyleri değiştiremeyeceğinizi anlar ve sonunda olayı nihai sona erdirirsiniz….ANLAYANA…VARSA TABİİİ

SAYGILARIMLA

Thursday, June 14, 2007

İSİM FALI


BU CADI BENİM KIZKARDEŞİMMM.SENİ SEVİYORUM İYİKİ VARSIN ÖZDEN...


NASIL BAKILIR? :

Fal için sözkonusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki harflerin anlamlarını biraraya getirerek anlamlı sonuç çıkarıyorsunuz.

Örnek-1 : Aranan ad "TUĞBA" olsun, harf tablosundan T-U-Ğ-B-A harflerinin karşılığını bulup alt alta getiriyoruz ve isim falına bakılmış oluyor.

T : Oldukça ketum tavırlı ve duygularını karşısındakine açmayı zor başarabilen kişiliği temsil eder.
U,Ü : Durgun görünümlü, çok ağır hareket eden, işlerini ağırdan alan bir profil çizen kişilik.
G : İnatçı kişilik, gerginlik ve üstün güçlere sahip olma arzusunu ifade eder.
B : Ön sezileri kuvvetli kişiliği temsil eder. En olumsuz olaylarda dahi umutlarını yitirmeyen kişiliktir, aynı zamanda.
A : Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

Hadi kolay gele...

HARFLER & ANLAMLARI

A : Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

B : Ön sezileri kuvvetli kişiliği temsil eder. En olumsuz olaylarda dahi umutlarını yitirmeyen kişiliktir, aynı zamanda.

C : Güzel sanatlara yatkınlığı temsil eden duygusal kişiliği ifade eder.

Ç : Zevk ve sefa düşkünü kişiliği ifade eder.

D : Üstün gücü temsil eder, hırslı ve zorluklara direnen kişiliği ifade eder.

E : ruhsal karışıklığı temsil eder, yani üzüntü ve sevinci birarada yaşayan ve ruhsal gel-gitleri olan kişiliği ifade eder.

F : Sakinliği temsil eder, uysal ve güvenilir kişiliğin işaretçisidir.

G : İnatçı kişilik, gerginlik ve üstün güçlere sahip olma arzusunu ifade eder.

H : Sakin ve durağan bir kişiliği ifade eder

I,İ : Hassas, duygusal ve kırılgan bir kişiliği temsil eder.

J : Kaprisli ve kıskanç kişilik belirtisidir.

K : Başarılı, ünvan sahibi ve daima yükselen bir kişiliği ifade eder.

L : Sanatsal yönleri olan kabiliyetli kişilik ifadesidir.

M : Ticarete yatkınlık ve yüksek zeka seviyeli kişiliği ifade eder.

N : Üstün güçlere sahip, sağduyulu kişiliği ifade eder.

O,Ö : Gizemli kişilik sahibidir. Gizliliği sever ve duygularını açığa vurmaktan kaçınan tiplerdir.

P : Kendinden emin kişilik, girdikleri ortamda kendine güvenli tavırlarıyla dikkat çekerler.

R : Tereddütlü kişilik demektir, karar vermede zorlanmalar yaşarlar.

S,Ş : Hayalperestliği sembolize eder. Aşırı hayal kuran kişilik.


T : Oldukça ketum tavırlı ve duygularını karşısındakine açmayı zor başarabilen kişiliği temsil eder.

U,Ü : Durgun görünümlü, çok ağır hareket eden, işlerini ağırdan alan bir profil çizen kişilik.

V : Kendi içine dönük, umursamaz bir kişiliği ifade eder, bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesiyle hareket eden kişilik örneği.

Y : Geçmişteki izleri, üzüntü ve diğer olayları sürekli yaşarlar, geçmişlerini asla unutmazlar ve güçlü bir kişilik yapısı gösterirler.

Z : Bilimsel açıdan başarılı, okumayı seven, akademik anlamda başarılı kişilik ifadesidir.

Sunday, June 10, 2007

GÜL YAPRAĞI


Uzakdoğu'da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz'süz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.
Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üsünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

HİKAYE BANA AİT DEĞİLDİR.ÇOK HOŞUMA GİTTİ VE PAYLAŞMAK İSTEDİM...

Friday, June 08, 2007

KAFAM KARIŞTI...


Artık taşınıyorum yaklaşık 1300 km. öteye…Ne götürür ne getirir bilemem ama şu andaki durumumdan daha fazlasını götüremeyeceği kesin. Sevdiklerim ve sevdiğim yere daha yakın olacağım. Ve kendimde bir değişiklik yaptım,ruhumu değiştirdim;iyi niyet ve güven yokkk artık. Peki siz benim için ne yapacaksınız …???

Tuesday, June 05, 2007

ANLAMASINI BİLENE...


Bir kadını tanımak… Bütün gel-gitleri,kaprisleri,küçük şımarıklıkları,korkuları,şaşkılıkları,hercailikleri,hayalkırıklıkları,aşkları,terk edilişlikleri,başarıları,başarısızlıkları,kurnazlıkları,saflıkları,çocuk ağızları,şirinlikleri,küçük yalanları,büyük itirafları,kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak…
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama;bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya sayunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur,bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur onları anlamak. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever,sevgisini göstermekten ürkmeyenleri,sürprizleri hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra’da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar,yürekleriyle konuşan,gözleriyle gülen…
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,bir kadını tanımakla anlaşılır hayatın sırrına ancak aşkla varılacağı.Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı… Bir yanını doyurunca şımaracağından korkanlar,birlikte çoğalacağını bilmeyenlerdir…!!!!

Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara,aşka inananlara koşa. Hem yaman bir aşk avcısı,hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama,bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadın,tıpkı kendiyle geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Tutkuların gücüne ortak eder sizi. Göze alandır kadın,çekip gitmeyi,sahip olduklarından vazgeçmeyi,karşılık beklememeyi. Mücadele eder,kızar,bağırır ama hep sever. Kadınlar bir dünyadır yürekleriyle konuşan,gözleriyle gülen.
Yüreğini sevgiye açanve sevmekten korkmayan…
Tanrı ,kadınlara geçmişi ve geleceği,erkeklere ise yaşadığı günü armağan etmiş. Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz,erkekler daracık bir zamanda sıkıştıkları için anlayışsız olurlar…

SAYGILARIMLA