Wednesday, June 20, 2007

ANEKTOTLARRRR.....



Mutsuzum ve mutsuzluğumun daimi olacağı konusunda ciddi şüphelerim var. Kafese kısılmış bir kaplan gibiyim ; ya hayatımı kurtarmak için saldıracağım ya da kaderime razı olup bir ömür boyu içimi kemirecek esaretime razı olacağım. Beynimde bu düşünceler volta atıyor ve bunun en büyük nedeni kadın olmak hem de bu ülke toprakları içinde…
Evet kadın olmak hem de yalnız ve çalışan bir kadın olmak nedir bilir misiniz siz,hele de memleketinizden 1600 km uzaktaysanız ve bu yerin hiçbir şeyi sizin kültürünüze uymuyorsa bir de. Herkes üzerinize gelir,kimse sizi anlamaz. Eğer bekarsanız herkes özel hayatınızı merak eder,sevgiliniz var mı,varsa konu komşuya malzeme,yoksa acaba ne kusuru var acaba diye komşularınız sizin yerinize tasalanırlar. Bir de insanların sizi elde etme çabaları var ki sormayın,elde edemeyince de çamur olayına hemen giriliverir. Düşünmezler hiç sizin de bir hayatınız bir aileniz olduğunu. Eğer evliyseniz ohhh kurtulduk diyorsanız yine yanılıyorsunuz. Bu seferde nasıl bir evliliğiniz var,nesiniz,necisiniz kurcalar duru bizim toplum ta ki bir şeyler bulana kadar bulamasa da uydurur zaten. Bunlar genelde sizin etrafınızda a sizden bir o kadar da uzakta olan olaylar. Bir de bizzat sizin içinde olduğunuz hayatınızı etkileyen sorunlarınız vardır. Mesala hiçbir erkek kendinden üstün bir kadını kabullenemez,kendi yanlışlarını doğr kabul eder,sizi genelde hiçe sayar. Evde temizlik,bulaşık,çamaşır,yemek hep size bakar,çocuktan da iz sorumlusunuzdur babanızın evinden getirdiniz ya. Kimse sizin yorulabileceğinizi sizin bütün bu görevleri yerine getiren bir kdında öte bir insan olduğunuzu anlamak istemez.



Evlilik kutsal bir kurum olarak görülür bizde,sanki o nişanlılık ya da flört zamanda yapılan kötü davranışlar bir ana bitiverecek gibi gelir insanlara. Bunu ne değiştirecek; bir imza mı defter de kalan ,yoksa parmağınıza taktığınız halka mı! Yani sizin kumarbaz,içkiye düşkün,sorumsuz,küfürbaz,saygısız,size değer vermeyen,sizi üzmekten zulf duymayan,ve bencil ve nankör sevgiliniz mi değişecek evlenince… bu bir hayal elbette,kimsenin kötü huyları kendi istemedikçe bıçakla kesilir gibi bitmez,insan yedisine neyse yetmişinde de odur. Eğer siz ağacı yaşken eğemezseniz o ağaç büyüyünce zaten eğilmez,tabi bide o ağacın sulandığı toprak da önemli. İnsanın babası kumarbazsa,bar pavyon dolanıp,içkinin dibine vuruyorsa ve böyle gördüyse o çocuk yapacak bir şey yok tabi. Olan sürekli size olur, harab ve bitap düşersiniz mücadele etmekten,sinirleriniz yıpranır,uyku kalmaz,sağlık kalmaz,siz yer bitirirsiniz canınızı karşıdakinin ruhu bile duymaz. Umursamadan ve farkında bile olmadan kaldığı yerden devam eder yanlışlarla dolu hayatına. Ve en sonunda sizin aklınız başınıza gelir savaşmaktan yorulup bir şeyleri değiştiremeyeceğinizi anlar ve sonunda olayı nihai sona erdirirsiniz….ANLAYANA…VARSA TABİİİ

SAYGILARIMLA

No comments: