BİŞEYLERE DAİR

Fırtınalı akşamların sabahı dingin olur ya. Kudurmuş olan deniz durulur,sakinleşir,rüzgar bir daha ki sefere güç toplamak için çekilir kabuğuna ve insanlar yavaş yavaş uzatmaya başlarlar kafalarını dışarıya ne olup bittiğini anlamak için. Sonra kendi aralarında konuşmalar başlar akşam olan bitenden. Çoğunun korkusu hala yüzünde asılı kalmıştır,belli etmemeye çalışılır; ama nafile gözler verir insanı ele. Bu tür fırtınaların farkında olmayan çocuklar aynı dün yaptıkları gibi devam ederler oyunlara,mutlu yüz ifadesiyle anlamak için etrafa bakarlar kargaşanın sebebini,çok umursamazlar ne de olsa oyun devam ediyordur çünkü.
Ben böyle fırtına sonrası zamanlarda çocuk olmak istediğimi fark ediyorum. Tek sorunumun oyuncaklarımın ya da oynayacak olduğum oyunlar olmasını.
Çok fazla değil bundan bir yıl önce ayak bastım yetişkinlerin dünyasına uyarılmıştım ve ben gerçekten hiç ama hiç sevmedim. Bu dünya gülmüyor bana bi türlü ya da ben gülmesine izin vermiyorum. Saplantılı olduğumu falan düşünmeye başladım bağlandığım şeylere neden hala bu kadar sıkı sıkı tutunduğumu anlayamıyorum,ah şu kalbim beni çok zor durumlara sokuyor. Kimseye diyecek lafım yok hata bende insanlara bu kadar değer vermek niye bilmem ki onlar bana bu kadar değer vermezlerken.Ve bilirim ki her fırtına sonrası yeni bir toplanma dönemidir insan hayatında. Ha gayret kalbim daha neler atlatacağız belki de ve biz hep galip geleceğiz fırtınalar değil.
No comments:
Post a Comment